sitene türk bayrağı





Melahat Canbaz
melahatcanbaz@windowslive.com
DİKKAT İŞ VAR!
25/08/2015

DİKKAT İŞ VAR!

Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinliğe iş denir. Günlük yaşantımızda iş kelimesini çok farklı anlamlarda kullanırız. Örneğin tarlada çalışan bir işçi iş yapıp yorulduğunu söylerken, masa başında çalışan memurda iş yapıp yorulduğunu söyler.

Genel anlamda güç harcadığımız, emek harcadığımız, yorulduğumuz eylemleri tanımlarken  ‘iş’ kavramını kullanırız. Günlük hayatımızda kullandığımız iş kavramı ile fiziksel anlamda tanımlanan iş kavramı zaman zaman uyuşmayabilir. Bu gün çok iş yaptım dediğimizde fiziksel anlamda hiç iş yapmamış olabiliriz.

‘O kadar rahat bir işim var ki hiçbir şey yapmıyorum. Akşama kadar oturuyorum’, diyerek böbürlenen insanlar var. Oysaki iş bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcamaktır. İnsanın hayatını devam ettirebilmesi, ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için mutlaka bir işe ihtiyacı vardır. Bu bir eğitim sonunda kazanılan bir iş olabileceği gibi,çıraklık, kalfalık, ustalık sonunda kazanılan bir iş te olabilir.

Yaşadığımız zaman içinde insanın düzenli bir işinin olması harika bir şey. Çünkü bir insanın yaşayabilmesi için mutlaka bir işinin olması ve bu işten para kazanması gerekir. Ayrıca insanlar, sabah kalktıklarında gidecek bir işlerinin olmasından dolayı Allah’a şükür borçlu olduklarını unutmamalıdırlar. Ben düzenli bir işi olan, düzenli para kazanan insanlar, iş bulmak için çırpınan insanlar, bir de işleri oldukları halde işini savsaklayan insanları hep gözlemliyorum. Bir taraftan yana yakıla iş arayan insanlar var. Diğer taraftan işi olduğu halde iş yapmaktan sürekli kaçan, hep kaytarma peşinde olan insanlar.

Bunları söylerken, işinin gereğini en iyi şekilde yerine getiren insanları tenzih ediyorum. İşini, sorumluluğunu yapmayan insanlar hep işinin ne kadar rahat olduğundan, gelsin çaylar, gitsin kahveler olmasını da öğünç kaynağı yapıyorlar. O kadar rahat bir işim var ki, hiçbir şey yapmıyorum. Akşama kadar bir şey ortaya koymadan geçirilen gün, iş yapmış anlamına gelmiyor. Hiçbir iş yapmamak vicdanı muhakemedeinsanı rahatsız etmesi gerekirken, iş yapmadan geçirilen gün bu insanlarda vicdani bir rahatlık sağlıyor. Bu bahsettiğim insanlar iş yapmayı sevmeyen, işini savsaklayan, işlerinin kıymetini bilmeyen insanlar. Bunun yanında işini düzenli yapmayı seven, sorumluluğunu yerine getirmekten  haz duyan insanlar, işi olmadığı halde boş oturmaktan vicdani bir rahatsızlık duyarlar. İş doyumu yaşayamazlar. Oysaki görevini en iyi şekilde yerine getiriyorlardır.

Bütün bunların yanında işsizlik başka bir sendrom. İşsizlik bizim en büyük problemimiz.İşi olmayan insan çok fazla ama bazı işsizlerin iş beğenmeme durumundan dolayı işsiz olduklarını düşünüyorum.Bizim toplumumuzda iş beğenmeme hastalığı var. İnsanlar işim yok, işim yok, işsizim, paraya ihtiyacım var, diye yakınırlar. Ama bir iş bulup bu işi yapar mısın deyince de ben onu yapamam, o bana göre bir iş değil, diyenlere çok şaşırıyorum. İşi olmayan insan işi bulunca hemen kabul etmesi gerekir. Uzun zamandır yemek yemeyen insanlara benzetiyorum bu tür insanları.

Uzun zamandır aç olan bir insanın önüne koyduğunuz yiyeceği herhalde ben bunu sevmem, bunu yemem deme gibi bir şansı yoktur, isteği de olmamalıdır. İnsan aç olunca hiç sevmediği bir yemeği bile severek yiyebilir. Karnını doyurabilir. İşe ihtiyacı olan insanda bulduğu işi en azından kendi hayatını devam ettirmek, sorumluluğu altında olan insanları bakabilmek için kabul etmesi gerekir. Bu bahsettiğim tabi ki belli bir uzmanlık alanı olan, işin eğitimini almış insanlar değil.

İşe ihtiyacı olan, yana yakıla iş arayıp sonunda bulan insanlar, iş bulmanın heyecanını işe karşı rahat olmakla değerlendiriyorlar. İş ararken çektikleri sıkıntı, belirsizlik beyinlerinden bir anda silinip gidiyor. Oysa normalinde beklenen davranış, onca işsiz kalmanın sonrasında çekilen sıkıntının motivasyona dönüşüp işine sıkı sıkı sarılması gerekir. Allaha da şükür gerekir. Daha çok çalışması bir şeyler ortaya koyması beklenir. Görevi dahilinde olan işleri günü gününe yaparken, görevi dışında olan işleri de öğrenme gayreti içinde olması gerekir. Ama ne yazıkki iş bulan kişi işe başladıktan sonra, görevi olan işlere değil de daha çok görevi olmayan işlerin benim görevim değil kısmıyla ilgilenmeye başlıyor.Muamma olan da bence bu.

O benim işim değil, o benim görevim değil, o beni ilgilendiren bir iş değil meselesi…. Acaba görevin  dışında bir iş yapsan ne gibi bir zarar görürsün, anlayamadığım bu. Tabi ki çalışma hayatında herkesin bir görev tanımı,görev alanı vardır. Ama bu, bunun dışında başka bir iş yapmayacağımız anlamına mı gelir yorumu size bırakıyorum. Yoksa işten kaçmak için klişe olmuş sözler midir bunlar. Yaşadığımız zaman içinde kimse sorumluluk almak, iş yapmak, fazla ter dökmek istemiyor. Çalışan,sorumluluğunu yerine getirenlere sözümüz yok. Bizim derdimiz yaşam için gerekli Allah’ın lütfu olarak değerlendirdiğim düzenli bir işe sahip olan işten, görevden kaçanlara.İşin günümüzde insan beynindeki algısı hani tehlikeli olan yerlere dikkat………var, dikkat………var dikkat……. var, asılır ya, işte iş olan yerlere de Dikkat İş Var!diye levha asılmış ta bu levhanın insan metabolizmasında yarattığı etkinin sonunda, insanlar işten kaçar olmuş. İnsanlar hem işli olmak, hem de işin içinde işsiz olmak peşinde.

Oysaki Hz. Peygamber’in (SAV) hayatı diğer alanlarda olduğu gibi çalışma konusunda da insanlar için bir örnektir. Her şeyden Önce o, Kur’an-ı Kerim’in çalışma hayatı ve prensipleri ile ilgili ayetlerini kendi hayatında uygulamıştır. Bu alanda doğruluk, güvenilir olma, adaleti uygulama ve sözleriyle davranışları arasında çelişki bulunmama gibi temel ilkelere uymuştur. Kişinin çalışmasını, üretimde bulunmasını ve ailesini geçindirmesini, fakire, yoksula yardım için çalışmayı, Allah yolunda cihad ve gündüzleri oruç, geceleri namazla geçirme ile bir tutmuştur.

‘’Hiçbir kimse kendi elinin emeği ile kazandığından daha hayırlı bir lokma asla yiyemez.’‘‘İnsanın yiyip içtiklerinin en helal ve bereketli olanı, çalışıp kazanarak elde ettiğidir.’‘ Birinizin sırtında odun desteği taşıması, versin veya vermesin, insanlara gidip el açmasından daha iyidir’, demiştir. En kötü şartlar altında çalışmayı dahi başkalarına yük olmaktan iyi gören Hz. Peygamber’in (SAV) bu sözleriyle insanları çalışmaya teşvik ettiği, tembelliği kötülediği, çalışkan insanları dünya ve ahiret mutluluğu ile müjdelediği görülmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’te; ‘Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır,’ demiştir. ‘’Kendiniz için değil, bağlı bulunduğunuz ulus için elbirliği ile çalışınız. Çalışmaların en yükseği budur’’ demiştir.

Galiba elbirliği ile çok çalışmamız lazım bizim. Bizim toplumumuz hep çalışkanlığıyla, ahlakıyla, helal haram kavramlarını dikkat ederek sürdüğü şerefli yaşantısıyla, şerefiyle bu günlere gelmiştir. Bizim toplumumuz her anlamda diğer toplumlara örnek olmuştur. Avrupa’dan önce temizliği dinimiz gereği bizim toplumumuz yaşamıştır. Biz toplumun menfaatini kendi menfaatimizden daha önde tutarız. Biz kendimizden önce komşumuzda olmasını isteriz. Biz kıskanmaktan gayrı imreniriz.

Biz günahsız bir ağzın duasının Allah katında daha makbul olduğunu bilip, başkalarına çok versin diye, dua ederiz. Biz dualarımızda kendimize bir isterken, başkalarına beş isteyen bir toplumuz. Bizim bundan sonra öncelikle ilk ilkemiz çok çalışmak olmalı. İşimiz konumumuz ne olursa olsun hilesiz çalışmamız lazım. Herkes üzerine düşeni fazlasıyla yapmalı. Bu benim işim değil demeden, bu benim görevim olmasa bile ben bunu yapmalıyım, demeliyiz. Bildiklerimizi paylaşmalı, bilmediklerimizi işimizden arta kalan zamanda öğrenmeye çalışmalıyız. Günlerimizi boşa geçirmeden önce bu gün neler yapabilirim, bu günü nasıl değerlendirebilirim, diye düşünmeliyiz. Bir gün öncesinden işimize gidince ne yapacağımızı planlamalıyız. Sadece kendi yaşam kalitemizi yükseltmek için değil toplumumuzun yaşam kalitesini yükseltmek için eforsarfetmeliyiz.

Herkes işinin rahat olmasından bahsetmemeli. Hiçbir iş yapmadan oturmak bizi üzmeli. Mutlaka yapacağımız bir işin olabileceğinibilmeliyiz. Körelmek ölümle eşdeğer benim gözümde.Ben bunu yaşayan ölü, diye değerlendiriyorum. İnsanlar başkalarına faydalı olabildikleri ölçüde yaşadıklarını hissetmelidirler. Hiçbir şey yapmadan oturmak iş yapmak değildir. İş yapmanız için emek ve güç harcamanız gerekir. İşi görünce kaçmak, sorumluluk almaktan korkmak bizim tarzımız olamaz.İş bize ’ Dikkat …… Var!’ uyarı levhasının etkisini yapmamalı. Bizim atalarımız hilesiz çalışmakla bizleri bu günleri görmemizi sağlamışlar. Onlara ne kadar teşekkür etsek azdır. Yaptığımız işten kazandığımız paranın helal olup olmadığını, her günün sonunda mutlaka tartmalıyız. Artık işi olup işsiz oturmaya son vermeliyiz. Bu gün rahat diye algıladığımız gün gelecekteki rahatsız günlerimizin yatırımıdır. Cennet gibi bir vatanın evlatlarıyız. İşi olan önce Allaha şükretmeli, sonra işinin gereği ne ise en iyisini yapmalı. Sadece kendi menfaatimizi düşünmemeliyiz.

Toplumumuzun menfaatini kendi menfaatimizin önünde tutmalıyız. Bu ülke için çok çalışmalıyız. Ne kadar bizanlayışıyla çalışırsak bizi oluşturan her birey, bundan payını alır. Bizim her şeyden önce biz olmaya, bu doğrultuda çalışmaya ihtiyacımız var.Bireysel menfaatler yaşantımızda cürmümüz kadar yer yakar. Toplumsal menfaatlerimiz ön planda olmalı. Toplumsal menfaatler için kendi menfaatlerimizden vazgeçebilmeliyiz. Biz dünya ve ahiret mutluluğunu yakalayabilmek için öncelikle dürüst, hilesiz, Allah rızası için çalışmalıyız. Biz işten değil, işin bizden korkmasını sağlamalıyız. Başlamak işlemenin yarısı ise her sabah ilk yapacağımız işlerin planını yaparak işe gitmeliyiz. Bizim başarımızı bu mutlaka artıracaktır.

En kötü plan dahi, plansızlıktan çok daha iyidir. İşi sevelim, sevdirelim. İşimizi en iyi şekilde yapalım. Herkes işinin gereğini en iyi şekilde yaparsa problem kalmaz. İnsanın sabah kalktığında nereye gideceğini, hangi işi yapacağını bilmesi Allah’ın bir lütfu olarak değerlendirilmeli.

          Yüce Allah’tan işi olanlara hayırlı işler, işi olmayanlara acil hayırlı işler nasip etmesi dilerim.

                                                                                                Melahat CANBAZ

           EBS ACP. TEMS.KADIN KOM. BŞK.



3871 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

VEFA İNSANA YAKIŞAN YÜCE BİR ERDEMDİR - 17/11/2019
VEFA İNSANA YAKIŞAN YÜCE BİR ERDEMDİR
KİŞİLİĞİNİ TAMAMLAMIŞ İNSAN - 28/03/2017
KİŞİLİĞİNİ TAMAMLAMIŞ İNSAN
HASET ETMEK - 10/06/2016
HASET ETMEK
KARANLIĞIN EN KOYU OLDUĞU AN, AYDINLIĞIN EN ÇOK YAKLAŞTIĞI ZAMANDIR - 19/01/2016
KARANLIĞIN EN KOYU OLDUĞU AN, AYDINLIĞIN EN ÇOK YAKLAŞTIĞI ZAMANDIR
SABIRLA YENEN KORUK HELVA OLUR - 04/11/2015
SABIRLA YENEN KORUK HELVA OLUR
ZAMANI YÖNETMEK - 03/07/2015
ZAMANI YÖNETMEK
DEĞERLERİMİZ, ANA SÜTÜ GİBİ CANDAN, ANA SÜTÜ GİBİ TEMİZ - 20/05/2015
DEĞERLERİMİZ, ANA SÜTÜ GİBİ CANDAN, ANA SÜTÜ GİBİ TEMİZ
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam1143
Toplam Ziyaret5564404