sitene türk bayrağı

   
 

Melahat Canbaz

Melahat Canbaz
melahatcanbaz@windowslive.com
HASET ETMEK
10/06/2016

                                                HASET ETMEK   

                  Haset ;bir kimsenin, sahip olduğu mevki, şöhret, sıhhat gibi manevi, mal  mülk gibi maddi nimetleri  çekememek.. Bunlardan rahatsız olmak ve o kişinin elinden bütün bunların gitmesini istemektir. ‘’Nimet verilmiş olan kimseden o nimetin yok olarak o kimsenin mahrum kalmasını temenni etmektir. Bazı alimler ‘’kişinin bu nimete, kendisinin sahip olasını temenni etmesidir.’’ diye tarif etmişlerdir.

              Maddi ve manevi mal varlığının kendisinden başka kimselerde de olmasını gönül rahatlığıyla isteyebilmek, günümüzde bir insan için en büyük meziyettir. Yaşadığımız bu devirde, insanlar artık kendisinden başka bir kimseyi düşünmemeye alışkanlık haline getirmiş durumdadırlar. Başkasında olanı haset etmeye, yaşam biçimi haline getirmişlerdir. Haset etmekle Allah’ın taksimatına rıza gösterilmemiş olur.

Onun adaletinden şüpheye düşmek anlamına gelir. Bu ise, tevhidin özüne ters düşer. Ateşin düştüğü yeri yakıp yok ettiği gibi, hasetde amelleri yok eder. Hasedi dinimiz izin vermez.  Bununla ilgili olarak; ‘’Haset etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir, ona zulmetmez, yardım eder. Onu, kendinden aşağı görmez.(BUHARİ) Müminin kalbinde imanla haset bir arada bulunmaz.(Beyheki) Hasetten sakınınız! Ateş odunu yakıp yok ettiği gibi, haset de hasenatı yok eder.(EBU DAVUD) demişlerdir.

 Kişi haset ettikçe, içinde bir ateş yanar, kendi kendini perişan eder. Duyguları allak pullak olur. Sağlıklı düşünemez. Haset ettiği kişiyi değil kendine zarar verir. Oysa Yüce Allah haset edilen kişiyi himayesi altına alır ve nimetini artırır. Sonuç olarak haset edilen kişi, hasetçinin hasedinden hiç zarar görmez. Bilmez ki, başkasının perişanlığını isterken  kendisinin  perişan bir duruma düşeceğini.  Haset, iyileşmeyen bir yara gibidir. Hem bu dünyada hem de ahirette kişiye azap verir. Haset edici kadar, mazluma benzeyen bir zalim yoktur.

Çünkü o, başkasına verilen nimeti kendisine işkence olarak görür. Haset eden, kimin neyi var neyi yok diye insanların  peşine düşer. Birinde var olan bir şey görse, içi daralır. Kalbi bozulur. Psikolojisi bozulur. Haset, çağımızın hastalığıdır bence. Stres her hastalığın birinci derecede sebebiyse, haset stresin ana kaynağıdır. Yüce Allah, kimi nasıl mükâfatlandıracağını iyi bilir. Madem bu dünyaya, imtihan için gedik, herkesin her şeye sahip olması beklenemez. Bize taksim edilen nimetler de Allah’ın takdiri, mutlaka farklı olacaktır. Yüce Allah Haset etmeyi bize haram kılmıştır.

Allah-ü Teâlâ fazlını dilediğine verir, dilemediğini de vermez. Bütün bunlar Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’de açık açık yazılıyken hem bu dünyamızı hem de öbür dünyamızı karartmamıza gerek yoktur. Ölünce hepsi koskoca bir yalan olacak dünya nimetleri için, haset etmek insanoğlunun kaybınadır. Kur’an-ı Kerim’de;

 Felak/ 5. Ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!

Nisa/ 37. Onlar ki hem kıskanır cimrilik ederler hem de herkese cimrilik tavsiye ederler ve Allah’ın kendilerine lütfünden verdiği nimeti gizlerler. Biz kafirlere alçaltıcı bir azap hazırladık.

Bakara/ 109.’’ Ehl-i kitaptan bir çoğu arzu etmelidir ki sizi imanınızdan sonra çevirip kafir etsinler: Hak kendilerine iyice belirdikten sonra bile sırf nefsaniyetlerinden ve kıskançlıktan dolayı bunu yaparlar. Buna rağmen siz şimdi af ile hoşgörüyle davranın ta Allah emrini verinceye kadar. ŞÜPHE YOK Kİ ALLAH HER ŞEYE KADİRDİR.’’ Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi Yüce Dinimiz hasede haram kılmıştır. Müslüman haset etmez.

Dinimizin hasedi helal kıldığı yerler de vardır. Bununla ilgili olarak;

 İBNU ÖMER (RA) anlatıyor.: ‘’İki, kişiye karşı haset caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur’an-ı Kerim’i nasip etmiştir, o da onu, gece gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâlâ ona mal vermiştir de o da gece gündüz (hak yolda) infak eder.’’ Bunlar da dinimizin hasede helal kıldığı yerlerdir.

              İnsanoğlu bütün bunları bilip, bu hastalıktan derhal kurtulmalıdır. Hem dünyamızı hem ahretimizi karartan bu kalp hastalığı, ilim ve amel ile tedavi edilir. Haset edilene, hiçbir zararı dokunmayan hasedi yapmaya gerek yoktur. Yüce Allah, kime ne kadar ne vereceğini elbette iyi bilecektir. Haset Allah’ın adaletinden şüphe duymaktır. Bizim olanlarla yetinmesini bilip,  şükrümüzü artırmamız gerekir. Haset etmek Allah’ı Teâlâ’nın kararını değiştirmeyeceği için, hasetçi kendi kendini yorar. Kalbi daralır. Strese girer, mutsuz olur.
Ahirette de azap görür. Bu kötü huydan kurtulmak için çok okumak gerekir. İlmimizi, amelimizi geliştirmemiz gerekir. Bu huydan kurtulmak, insanı sağlıklı yapar. Gönül, huzurla dolar. Elimizdekilerin kıymetini öğretir. Zaman tasarrufu sağlar. Kalp sağlıklı olur. Allah’a teslimiyetimizi hızlandırır. Allah’ın adaletine olan güvenimiz, onun rızasını kazanmamızı sağlar. Allah’ın himayesine girmiş oluruz. O’nun sonsuz nimetlerinden faydalanırız. Ahiret azabından kurtulmuş oluruz.

NE MUTLU DÜNYA NİMETLERİNİ ELİNİN TERSİYLE İTİP AHİRETİ KAZANMAK İÇİN ÇALIŞANLARA….

Rabbimizin verdiklerini şükreden, başımıza gelenleri sabreden  Müslümanlardan olup, Allah’ın rızasını kazananlardan olmamız dileğimle  Ramazan- Şerifimiz hayırlı olsun.

Melahat CANBAZ

09/06/2016

 

 

 

                                  

 



Paylaş | | Yorum Yaz
2818 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

KARANLIĞIN EN KOYU OLDUĞU AN, AYDINLIĞIN EN ÇOK YAKLAŞTIĞI ZAMANDIR - 19/01/2016
SABIRLA YENEN KORUK HELVA OLUR - 04/11/2015
DİKKAT İŞ VAR! - 25/08/2015
ZAMANI YÖNETMEK - 03/07/2015
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
BEBE DÜNYASI
PODYUM GİYİM
FOTO GÜLÜMSE

AYTEKİN TARIM&MARKET

 

Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi15
Bugün Toplam307
Toplam Ziyaret3061782